Güncel Davet Soruşturması

‘Davet’ kavramı, dinini yüceltmeyi dert edinen kadroların dilden dile dolaşan kelimeleri arasında yer edinmiştir. Özellikle yeni nesiller çok daha heyecanlı bir şekilde davet üzerine programlara katılmakta ve kitaplar okumaktadırlar. Haliyle bu alanda tertip edilen konferanslar ve yazılan yazılar da artmıştır. Neticede bir ‘davetçi olma’ sevdası ortaya çıkmıştır. Hiç şüphesiz bu, dinimiz adına olumlu bir gelişmedir.

Güzel niyetlerin havada uçuştuğu bu dönemin kendine ait negatif sonuçları olduğu da bir gerçektir. Din kadar azametli bir sistemi, onu takdir etme gücü olmayanların temsil etmesi başlı başına bir afettir. Ayrıca birkaç kitap okuyup kamera karşısında din sunumu yapmanın ya da sosyal medya vasıtasıyla gençlere mesaj vermenin davet ve tebliğ olamayacağını da dile getirmek zorundayız.

Bugün gelinen noktadan hareketle ‘davet’ ile ilgili birtakım tespitleri gündem yapmamızda bir sakınca olmasa gerektir. 

  1. Sanal medya organlarının kullananı ve kullanıcısı ile neredeyse farz zannedildiği bir dönemde davet de sadece sosyal medya ile yapılır vehmi oluşmuştur.
  2. Şöhret odaklı tebliğ çalışmaları baş göstermiştir.
  3. İnsanların tepkisi, beğenisi üzerine kurulu hesaplar, sayfalar ve kanallar davetçi yerine geçmiştir. İzlenme sayıları ne yazık ki ana hedef haline gelmiştir.
  4. Ağzı laf yaptığını zannedenler bir kamera bulup dini kullanarak kendilerini piyasaya sunma gayretine girişmiştir.
  5. Mihraba geçip cemaate namaz kıldıramayan ama en ince akide konularına kadar dini anlatma cesareti olan sanal hocalar! türemiştir.
  6. Sadeliğin, ihlasın ve takvanın yerini görsel şovların aldığı İslam festivalleri verilmektedir.
  7. Sosyal medyayı da kullanarak sinema, müzik gibi araçlarla büyük yollar kat edileceğinin zannıyla İslam’dan taviz verilerek girilen kompleks, had safhaya ulaşmıştır.

Bunların sonucunda, büyümesi gereken, İslam yerine şahıslar olmuştur. Gariplik yine dine kalmıştır. Uygulayıcısı azalan İslam’ın, izleneni ve takipçisi artan Müslümanların günleri gelmiştir.

 

Sözümüz şudur:

  1. Davet vasıtası insandır. İnsanı, insan yetiştirir. Allah dinini tebliğ etmek ve öğretmek için insan göndermiştir. Mucize bile iman etmek için değil, müminlerin imanı artsın diyedir. İnsan olan peygambere iman etmedikten sonra mucizenin faydası olmayacaktır.
  2. İnsanın yerine sanal dünya, medya ya da görsellik alırsa sebeplerin yeri değişir. Vasıtalar karışırsa kalp de karışır.
  3. Din bugünlere medya ile değil, Musab (r.a.) gibi insanlarla gelmiştir. İnsanın ihlası, gözü, mimikleri, kalbi iş yapar, etki eder.
  4. Sanal mecralar, tiyatro hikayeleri, sinema sahneleri, İslami! müzik çeşitleri ne tebliğ yapabilir ne de eğitim; sadece anlık gaz verebilir. Duygusallık ve romantizm arayana ise iyi! gelebilir.
  5. Sosyal medya ya da video kanalları üzerinden davet işinin ehli; ilimli, tecrübeli, yaşın almış, olgun hoca efendilerdir. Davet çoluk çocuk işi değildir.
  6. Davet ehli medyada bile olsa dersini verir, hocasını, kendini ve kurumunu pazarlamaz, dinini anlatır.
  7. Bütüncül bakışla; gündeme takılan ve gündemde boğulan, eğlence merkezli, günübirlik hamaset odaklı, reytinge ve sayıya oynayan, nihayetinde nesil yetişmesine vesile olmayan medya daveti sahtedir, sanaldır, oyundur.
  8. Davet; sadece Allah’ı düşünen, insanların beğenisi yerine Allah’ın ne dediğine bakan, şöhret bataklığına düşmeyen, paraya tamah etmeyen ihlaslı kadroların eylemdir.
  9. Yeni nesiller, zikredilen kadroları arayıp onların canlı ders halkalarına katılmalıdır.
  10. Davetçi adayları o hoca efendilerin nezaretinde yetişecektir.
  11. Evler aktifleştirilmeli, ‘hoca yok’ bahanesine sığınılmadan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin SÖZLERİ ibretle okunmalıdır. O sözler müminlere yetecek kadar güçlüdür.   

 

0 Yorum

Bu içerik ile ilişkili bir yorum bulunmamaktadır.
Yorum Yap