Gençler, Korkmayın!

Nureddin Yıldız Hoca'nın 06.10.2019 tarihli (365.) Hayat Rehberi dersidir. 

Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd, Efendimiz Muhammed aleyhisselama, ailesine, ashabına salat ve selam olsun.

Gençler! Pınarınızla Buluşun!

Gençler! Pınarınızla Buluşun!

Allah’ın bir çiçek üzerinde kurduğu kanun; toprak, ışık ve su gördüğünde her dalından yüzlerce, yeni çiçekler büyütmektir. Ancak çiçek koparılarak ortada kalır ve ihtiyaçları karşılanmazsa yeni çiçekler büyütemez, ölür.


Buradan örnek alarak anlatırsak, Rabbimiz bir çiçeğe toprak, su ve güneşle buluştuğunda çoğalabilme, yeni fideler verme programını kader olarak yazdığı gibi insanoğluna da dünyada böyle bir plan ve proje takdir etmiştir. Her çocuk, bu ümmetin her bir ferdi, saksıdaki çiçek gibidir. Bir delikanlı veya hanım kız heba olur ve yitip giderse suyla buluşturulamamış, güneşten mahrum edilmiş demektir.

Üç Hayat Suyu

Üç Hayat Suyu

Toprak, güneş ve su: Bu üç şey çiçeğin hayatı ve programıdır. Aynı durum insan için de geçerlidir: Toprak aile, güneş Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile ashabı, su ise ilimdir. İnsan ancak bu üç unsur ile ve bunlara bağlılık ile “işte hayat!” denecek bir hayat yaşayabilir.


Rasûlullah aleyhisselamı nurumuz, ışığımız, hidayetimiz bildiğimiz sürece; hayatın cahili olarak kalmadığımız, ilmihâl bilgileri ile temelinden başlayarak kendimizi donatabildiğimiz sürece; Kur’an ve Rasûlullah aleyhisselam etrafında oluşturulan bir nikâhla kurulmuş aile ile bağları sağlam tuttuğumuz sürece büyüyeceğiz, çiçek olacağız demektir.

Büyümen Engellenemez!

Büyümen Engellenemez!

Büyüme şartları, yani aile-sünnet-ilim üçlüsü, bu ümmetin fertlerinden birinde hâlâ duruyor ve kök salma işlevini kaybetmemiş hâliyle bekliyorsa, üstüne bir kamyon beton dökülse bile ümmetimizin herhangi bir ferdinin yüreğinde kök salmış çiçeğe hiçbir şey yapamaz. Bu şartlar gerçekleştiği sürece hiçbir aksi hareket, Allah’ın şeriatının yuvalarımızda tıpkı ashab-ı kiramın yaşadığı kalitede yaşanmasına engel olamayacaktır. Buna ne teknolojinin ne şer odaklarının türlü planlarının gücü yetmez. Üzerinden Komünizm tankları geçmiş, beton üzerine kat kat beton örtmüş olsalar bile, kaldırımlar arasından dalları toprak yüzüne illa ki çıkacaktır, bu önlenemez. Zira çiçeğin kaderinde, suyla buluştuğunda büyümek vardır.

Allah’ın Yazdığını Hiç Kimse Bozamaz!

Allah’ın Yazdığını Hiç Kimse Bozamaz!

Allah’ın yazdığını hiç kimse bozamaz! Böyle olacağına iman etmeyen birinin imanı yoktur. Zira Allah’ın yazdığının küfür cephesi tarafından bozulabileceğini düşünmek yanlışına kapılmıştır. Böyle biri, İbrahim aleyhisselamın zihniyetini asla taşımıyordur. 90’a yakın yaşına rağmen Rabbinden ona bir çocuk ihsan etmesini dileyen ve taşıdığı ümit ile samimiyet sayesinde dileğine kavuşan İbrahim aleyhisselamın zihniyetini…

Evde Kaldın Şimdi Ne Yapacaksın!

Evde Kaldın Şimdi Ne Yapacaksın!

Kadere iman eden birinin dili “evde kaldım” demeye varmaz, “iyileşmiyorum” diyemez, “ekmek bulamayacağım” diyemez, “evlenemedim, evlensem de geçinemem” diyemez, “babamla geçinemiyorum” diyemez. Onlarca sene sürse dahi bekler ama ümitsizliği son anda bile düşmez. Böyle bir umut taşımanın nimetini İbrahim aleyhisselam, en sonunda kâinatın efendisi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e dede olmak nasibiyle görmüştür. Kur’an-ı Kerim bize bu hadiseyi anlatır ki görelim ve ibret alarak kendi hayatımızda umut taşımaktan uzak kalmayalım. Yoksa kitab-ı kerimimizin bize bunu anlatmasının, bu peygambere iman etmedikçe cennete giremeyeceğimizi şart koşmasının ve günümüzden binlerce sene evvel olup bitmiş olayı gündemimize almasının bir manası kalmazdı.

Sıkıntı Yoksa Mükafat Yok!

Sıkıntı Yoksa Mükafat Yok!

Anlayamadığımız ya da gözden kaçırdığımız nokta şudur ki: Rabbimiz, üzerimize gelen sıkıntıları bizi imtihan etmek amacıyla önümüze çıkarmıştır. Nitekim sevdiği kullarından İbrahim aleyhisselamı da dertlerle sınamış, testi geçtiğinde ödüllendirmişti. Meşakkatsiz bir hayatı ve sıkıntı çekmeyeceği bir ömrü dileyenler güneşin sıcağında kavrulmadan çiçek olmayı dilemektedirler. Fakat bu imkânsızdır.

Asıl Korkman Gerekenden Kork!

Asıl Korkman Gerekenden Kork!

Gençler!


Fakirlikten korkmayın, tembellikten korkun.


Bir imtihanı kazanamamaktan değil çalışmamaktan korkun.


Ölümden korkmayın, ölümü yaratandan korkun.


Gelecek endişeniz olmasın; bugünün Allah’ı geleceğin de Allah’ıdır.

Şeytanın Madeni Ailedir!

Şeytanın Madeni Ailedir!

Bütün Müslümanlar olarak çiçek örneğinden yola çıkıp anlamamız gereken bir hakikat var. (Çiçeğin toprak, su ve güneş unsurları bize uyarlandığında) Aileyi, Rasûlullah aleyhisselam ile ashabına bağlılığı ve Kur’an ile ilmihâl bilgimizi önemsiyorsak ve hayatın bu üç denge etrafında döndüğünü anlıyorsak şunu iyi bileceğiz ki: Şeytanın da çalışma alanı bu üç denge üzerinden ilerler. Şeytanın madeni ailedir, işini orada görür. Bunun için hazırlıklı olmamız gerekiyor!

O Asla Seni Unutmaz!

O Asla Seni Unutmaz!

Nuh aleyhisselam, yüzlerce sene süren bir sürecin ardından Rabbine dua etmiş ve ondan yardım dilemişti. İbrahim aleyhisselam, 86 yaşına kadar sabırla geçirdiği bir ömrün ardından Allah’a ellerini açarak dua etmiş, kendisine çocuk ihsan edildikten sonra da ayet-i kerimenin “işte biz müminleri dertlerinden böyle kurtarırız” cümlesi bütün Müslümanların önüne bir ibret ve ders numunesi olarak konmuştu. Musa aleyhisselam da Eyyûb aleyhisselam da sıkıntılarından böyle kurtarılmıştı. Gece karanlığında, bir balina karnında kalan Yunus aleyhisselam bitip tükendiğini düşünmemiş ve ellerini Rabbine açmış, kurtarılmayı ondan dilemişti. Allah Teâlâ bize niçin, iman etmemiz maksadıyla peygamberlerini örnek olarak göstermektedir? Bileceğiz ki başarı, peygamberler için bile nice zorluklardan sonra gelmiştir. Bu da Allah’ın programıdır.

Teslim Ol!

Teslim Ol!

İman teslim olmaktır; beğenip almak değildir. Allah’a teslimiyetin gereği de onun bizi istediği yerde-zamanda, istediği biçimde sınamasıdır. Allah’ımız, bizim oylarımızla seçilmiş hükümetimiz değildir; irade ederek bizi yaratmış olandır. Hiçbir katkımız ve dahlimiz olmaksızın geldiğimiz dünyada yaşıyorken bir şeylerde kendimiz söz hakkı sahibi olacağımızı nasıl düşünebiliriz? Bizi belki bekâr bırakacak, belki dul olmakla imtihan edecektir. Müminin tavrı daima, “o benim Allah’ımdır, ne ederse güzel eder” kıvamı olmak zorundadır. Aksi takdirde neyin mümini olunacak?

İman = Umut

İman = Umut

Gençler, hayata umutla bakmanın imanın ikizi denebilecek gereklilikte bir ihtiyaç olduğunu bilmelidir; hayatı umutsuz yaşamaksa kâfirliğin ikizidir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde, “Allah’ın rahmetinden umudu kâfirlerden başka kimse kesmez” buyurmaktadır. Bir mümin, hastanenin yoğun bakım odasının kapısında dikilirken bile her şeyin bittiğini, ümitsiz olduğunu söyleyemez. Senin Allah’ın ölüyü dirilten Allah değil midir? Öyleyse yirmi gündür ağzına bir lokma ekmek girmemişken dahi ümitsizlik müminin zihnine uğrayamaz, belki de Allah’ın yardımı yirmi birinci günde gelecektir. İman budur, mümin böyledir.

3 Yorum

Yorum Yap